Hakkımızda
Kim yapıyor, nasıl karar veriyoruz
Bir yazılım işini vermek, tanımadığınız birine işinizin bir parçasını emanet etmektir. Bu sayfada kendimizi sıfatlarla değil, karar verirken uyduğumuz kurallarla anlattık.
Hakkımızda
Sıfat yok, kural var
Bir yazılım işini vermek, tanımadığınız birine işinizin bir parçasını emanet etmektir. Bu yüzden kendimizi sıfatlarla tanıtmıyoruz. Aşağıda karar verirken uyduğumuz beş kural yazılı; beşinin de iş sırasında bize bir maliyeti var, sloganı olsa olmazdı. Sayfanın açılışında da kendi hatamız duruyor: kanıtlayamadığımız dört rakamı sildiğimizi anlatan bölüm.
Bu sayfada eskiden dört rakam vardı; kaynağını gösteremediğimiz için dördünü de sildik.
Sildiğimiz dört rakam
Sayfanın eski hâlinde büyük puntoyla canlı proje sayısı, kullanıcı sayısı, kesintisiz çalışma oranı ve bir güvenlik notu duruyordu. Hangi dönemde neyle ölçüldükleri hiçbir yerde yazmıyordu. Hepsini sildik ve yerlerine yenisini koymadık: kanıtlanamayan bir rakamın yerine kanıtlanamayan başkasını koymak aynı kapıya çıkar.
Sorumluluk tek yerde duruyor
Kaç kişi olduğumuzu sayıyla cevaplamıyoruz, çünkü kadro büyüklüğü işin nasıl yürüdüğü hakkında sanıldığı kadar bilgi taşımıyor. Belirleyici olan şu: iş gecikirse, hata çıkarsa ya da aylar sonra küçük bir ekleme isterseniz aradığınız yer değişmiyor ve anlattığınızı yeniden anlatmıyorsunuz.
Bizim hatamız ek kalem olmuyor
Yanlış anladığımız, eksik kurduğumuz ya da bozduğumuz bir şeyin düzeltilmesi ayrıca fiyatlanmaz ve teslimi geciktirmez. Sınırı da yazıyoruz: teslim edilen iş yazılı kapsama uymuyorsa o bizim hatamızdır, sonradan istenen değişiklik ise yeni bir iştir ve önce konuşulur.
Yapmadığımız işler
Reklam bütçesi yönetmiyoruz. Görmediğimiz koda bakım sözü vermiyoruz. Bir işletmeye özel yazdığımız çözümü, aynı işi yapan başka bir işletmeye kopyalayıp ikinci kez satmıyoruz. Sınırı baştan söylemek, sonradan hayal kırıklığı yaşatmaktan iyi.
Bize güvenip güvenmeyeceğinize nasıl karar verirsiniz
Kimden hizmet alırsanız alın üç şeyi sorun: anlatılan işlerden birinde ne ters gitti, görüşmenin yazılı özeti gelir mi, ilk küçük teslim ne zaman. Üçü de bizim için sınav. Her işte bir şey ters gider; bunu anlatamayan biri ya o işi kendisi yapmamıştır ya da anlatmak istemiyordur.
Beş kural, üç sınav ve yapmadığımız işler aşağıda
Bu sayfada eskiden dört rakam vardı
Sayfanın eski hâlinde büyük puntoyla dört rakam duruyordu: canlı proje sayısı, kullanıcı sayısı, kesintisiz çalışma oranı ve bir güvenlik notu. Üstlerinde de bir başlık vardı: ödüllü tasarım.
Dördünün de kaynağını gösteremedik. Hangi dönemde, hangi araçla ölçüldükleri hiçbir yerde yazmıyordu; ödülün ise adı yoktu. Biri kendi sitemizle de çelişiyordu: sayfa dörtten çok iş yazarken, aynı sitenin portföy bölümünde iki iş görünüyordu.
Hepsini sildik. Yerlerine yenisini koymadık, çünkü kanıtlanamayan bir rakamın yerine kanıtlanamayan başka bir rakam koymak aynı kapıya çıkar. Bugün sayılabilecek tek şey işler sayfasında duruyor; oradaki her satırın hangi işletme için ne yapıldığı da yazılı.
Bunu anlatmamızın sebebi geçmişle hesaplaşmak değil. Aynı rakamların benzerlerini başka sitelerde de göreceksiniz; hangi sayının nereden geldiğini sormak, bir yazılımcı seçerken sorulabilecek en ucuz sorulardan biri.
Neden bu işi yapıyoruz
Yaptığımız iş iki başlıkta toplanıyor: işletmelere web sitesi kurmak ve o işletmenin elle yürüttüğü bir işi devralan yazılımı yazmak. İkisini niye birlikte yaptığımızın basit bir sebebi var.
İşletmelerin karşısına genellikle iki tür teklif çıkıyor. Biri güzel görünen ama hiçbir işi devralmayan bir site; diğeri işi devralan ama kimsenin açmak istemediği bir program.
İkisinin aynı yerde çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden bir işi alırken ilk baktığımız şey, işin ne kadar büyük göründüğü değil, işletmenin gününde neyi değiştireceği.
Bu bakış bir tercihten çok alışkanlık: stüdyoyu kuran kişi işin hem yazan hem çizen tarafından geliyor. Ekranın nasıl göründüğüyle arkasında ne çalıştığı bizde iki ayrı iş değil.
Bizi asıl ilgilendiren kısım da orası: bir işletmede en pahalı şey, kimsenin sahiplenmediği bilgidir. Fiyat listesi birinin telefonunda, sipariş kaydı defterde, müşterinin adresi başka birinin aklında durur. Yapılan iş çoğu zaman sıfırdan bir şey kurmak değil, o dağınıklığı tek yere toplamak oluyor.
Karar verirken uyduğumuz kurallar
Bunlar slogan değil; beşinin de iş sırasında bize bir maliyeti var.
- Bilmiyorsak bilmiyoruz diyoruzCevabını bilmediğimiz bir soruya görüşmenin ortasında tahmin yürütmüyoruz. Bakıp döneceğimizi söylemek, sonradan geri alınacak bir cevaptan ucuza geliyor.
- Kararın gerekçesi yazılı kalıyorHer iş için bir bakım defteri tutuyoruz: hangi karar ne zaman ve neden alındı. Altı ay sonra 'burası neden böyle yapılmış' sorusunun cevabı orada duruyor ve defter işle birlikte size geçiyor.
- Bizim hatamız ek kalem olmuyorYanlış anladığımız, eksik kurduğumuz ya da bozduğumuz bir şeyin düzeltilmesi kapsam değişikliği sayılmaz: ayrıca fiyatlanmaz, teslimi de geciktirmez. Ayrımı baştan yazıyoruz ki sonradan pazarlık konusu olmasın; teslim ettiğimiz iş baştan yazdığımız kapsama uymuyorsa o bizim hatamızdır ve bedeli bizde kalır. Kapsamda olmayan yeni bir şey istiyorsanız o ayrı bir iştir: fiyatını ve süresini konuşur, yine yazıya geçiririz.
- Kötü haberi geciktirmiyoruzBir iş gecikecekse ya da düşündüğümüzden pahalıya çıkacaksa, bunu öğrendiğimiz gün söylüyoruz. Kötü haber bekletildikçe küçülmüyor; yalnız seçenekleriniz azalıyor.
- Aynı kuralı kendi sitemize de uyguluyoruzYukarıdaki rakamları silmemizin sebebi bu. Kendi sayfamızda duramayacak bir cümlenin, sizin sayfanızda durmasını da isteyemeyiz.
Kanıtlayamadığımız bir cümle, işimize yarasa bile siteden çıkıyor.
Bize güvenip güvenmeyeceğinize nasıl karar verirsiniz
Bunlar bizim için de sınav; kimden hizmet alırsanız alın üçünü de sorun.
- Bir işin zor tarafını sorunAnlatılan işlerden birini seçip 'burada ne ters gitti' diye sorun. Her işte bir şey ters gider; bunu anlatamayan biri ya o işi kendisi yapmamıştır ya da anlatmak istemiyordur.
- Konuşulanın yazılı özetini isteyinGörüşmeden sonra ne konuşulduğunu, neyin kapsamda olduğunu ve neyin dışarıda kaldığını yazıyla isteyin. Baştan yazmaktan kaçınan bir yer, iş büyüdüğünde de yazmıyor.
- Sözün tutulduğunu erken görünİlk teslim tarihini işin küçük bir parçası için isteyin. Bir yerin sözünü tutup tutmadığı, aylar sonraki büyük teslimde değil, ilk küçük teslimde belli oluyor.
Kaç kişisiniz sorusunun cevabı
Bu soruya bir sayıyla cevap vermiyoruz. Kadro büyüklüğü, işin nasıl yürüdüğü hakkında sanıldığı kadar bilgi taşımıyor: kalabalık bir yerde işiniz sıranın sonunda bekleyebilir, karşınızdaki kişi de o yazılıma hiç dokunmamış biri olabilir.
Bizde belirleyici olan sorumluluğun nerede durduğu. İşi kuran, yazan ve teslim eden kişi tek: Mustafa Saim. İş gecikirse, bir hata çıkarsa ya da aylar sonra küçük bir ekleme isterseniz aradığınız yer değişmiyor; anlattığınız şeyi yeniden anlatmanız da gerekmiyor.
Asıl merak edilen şey genelde sayı değil, tek kişinin bu işleri nasıl yetiştirdiği oluyor. Onu da saklamıyoruz: bir sonraki bölümde üretimi nasıl yürüttüğümüzü, hangi araçları kullandığımızı ve neyin insan onayından geçtiğini yazdık.
Nasıl üretiyoruz
İşi kuran, yazan ve teslim eden kişi tek. Ama bir işin tamamını tek bir kafayla yürütmek altıncı ayda pahalıya patlıyor: insan kendi yazdığı şeyin iyi bir eleştirmeni olamıyor. Bu yüzden üretimi rollere böldük ve her rolü ayrı çalıştırıyoruz.
Pratikte şöyle işliyor. Bir iş alındığında önce kapsam yazılıyor, sonra ekranlar çiziliyor, sonra kod yazılıyor. Her adımı ikinci bir gözle geçiriyoruz: biri yapıyor, başkası aynı işi kırmaya çalışıyor. Kırma denemesinin büyük kısmını da yazılım yapıyor — sayfalar gerçek bir tarayıcıda açılıyor, formlar deneme mesajıyla gönderiliyor, telefon boyutunda ölçülüyor. Bir hatayı müşterinin bulması, bizim bulmamızdan her zaman pahalı.
Bu adımların çoğunda yapay zekâ araçları kullanıyoruz ve bunu saklamıyoruz. Metin taslağı, kod incelemesi, test senaryosu, görsel üretimi ve arama motoru denetimi bu araçlarla hızlanıyor. Ama araçların ürettiği hiçbir şey doğrudan yayına gitmiyor: her çıktı bir insan onayından geçiyor ve bir şey ters gittiğinde sorumluluk araçta değil bizde kalıyor.
Rollerin kendi adları bile var; ekip sayfamızda yıllarca öyle durdular. Müşteri açısından önemli olan kısmı şu: bunlar ayrı ayrı çalışanlar değil, işin bölündüğü uzmanlık alanları ve her alanda kullanılan araçlar. Bir işi hem yazan hem sınayan hem de eleştiren farklı bakışlar olsun diye böyle kuruldu.
İkinci alışkanlığımız kayıt tutmak. Her iş için bir bakım defteri işliyor: hangi karar ne zaman ve neden alındı, hangi hata nasıl çıktı, ne yapıldı. Altı ay sonra 'burası neden böyle yapılmış' sorusunun cevabı orada duruyor ve defter işle birlikte size geçiyor.
Bu düzenin size dönen tarafı üç şey. Yaptığımız iş kişinin hafızasına değil yazıya bağlı olduğu için aylar sonra döndüğünüzde anlattığınızı yeniden anlatmıyorsunuz. Aynı hatayı ikinci kez yapmıyoruz, çünkü ilki yazılı. Ve küçük bir işletmenin bütçesiyle, normalde birkaç kişilik bir ekibin harcayacağı emek ortaya çıkıyor. Karşılığında bir sınırı da var: aynı anda az sayıda iş alıyoruz.
Yapmadığımız işler
Sınırı baştan söylemek, sonradan hayal kırıklığı yaşatmaktan iyi.
- Reklam bütçesi yönetmiyoruzArama motoru ve sosyal medya reklamlarınızı biz kurup yönetmiyoruz. Siteyi ölçülebilir biçimde teslim ediyoruz; reklam tarafını bu işi yapan biriyle yürütmeniz ikinizin de işine geliyor.
- Görmediğimiz koda bakım sözü vermiyoruzBaşkasının yazdığı bir yazılımın bakımını, içine bakmadan üstlenmiyoruz. Önce bakıyoruz; onarmanın mı yenisini yazmanın mı ucuz olduğunu söylüyoruz. İkisi de gerekmiyorsa onu da söylüyoruz.
- Yazdığımız yazılımı rakibinize satmıyoruzBir işletmeye özel yazdığımız çözümü, aynı işi yapan başka bir işletmeye kopyalayıp ikinci kez satmıyoruz. "Bu iş ileride herkese açık bir ürüne dönüşebilir mi" sorusunu teklif aşamasında soruyoruz ve cevabı ne olursa olsun sözleşmeye yazıyoruz; yani iş bittikten sonra açılan bir konu değil. Besi çiftliği yazılımında tam olarak böyle oldu: ürüne dönüşmesi baştan konuşulmuştu.
Bir işi konuşmak, o işi vermek değil
Aklınızdaki işi anlatın; yapılabilir mi, ne kadar sürer, gerçekten yazılım mı gerekiyor, açık açık konuşalım. Konuşmanın sonunda bize bir şey vermek zorunda değilsiniz.
WhatsApp'tan yazın